6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Borcun Üstlenilmesi

Ticari hayatta sıkça karşılaşılan bir borcun, borç ilişkisinin dışında bulunan üçüncü bir kişiye devredilmesi ve böylelikle borçtan sorumlu olan borçlunun değiştirilmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nu (“TBK”) tarafından “Borcun Üstlenilmesi” başlığı altında düzenlenmektedir.

TBK, borcun üstlenilmesi kurumunu borcun iç üstlenilmesi ve borcun dış üstlenilmesi ve borca katılma kenar başlıkları altında düzenlemektedir.

Borcun İç Üstlenilmesi

Borcun iç üstlenilmesi TBK’nın 195’inci maddesi ile düzenlenmektedir. Buna göre borcun iç üstlenilmesi borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılan ve alacaklının taraf olmadığı ve herhangi bir şekilde rızasının aranmadığı bir sözleşme ile gerçekleştirilmektedir. İç üstlenme sözleşmesi bu kapsamda üçüncü kişinin, borçluyu borçtan kurtarma taahhüdünü içeren bir sözleşme niteliğindedir.

TBK, borcu üstlenen üçünü kişinin  borcu bizzat ifa etmesi veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenmesi suretiyle taahhüdünü yerine getirmesi gerektiğini belirtmektedir.

Borcun iç üstlenilmesi sözleşmesinde, borcu üstlenen üçüncü kişi borcu devralmış olmamakta, sadece borçluyu bu borçtan kurtarma borcu altına girmektedir.

Borcun Dış Üstlenilmesi (Borcun Nakli)

Borcun dış üstlenilmesi, bir borcun borç ilişkisi dışındaki üçüncü bir kişiye nakledilmesinin alacaklı ile borcu üstlenecek olan üçüncü kişi arasında yapılan sözleşme ile yapılmasıdır.

Uygulamada borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi, borcun iç üstlenilmesi sözleşmesinin ifa edilmesi amacıyla yapılmaktadır. Bu nedenden ötürü TBK iç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesinin dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına geleceğini ifade etmektedir.

TBK, borcun dış üstlenilmesi sözleşmesine ilişkin önerinin alacaklı tarafından her zaman kabul edilebileceğini belirtmektedir. Ancak borcu üstlenen veya önceki borçlu önerinin geçerliliğine ilişkin bir süre belirleme yetkisine sahiptir.

Borcun dış üstlenilmesi sözleşmesinin akdedilmesi ile birlikte sözleşmeye konu borç, üçüncü kişiye geçmektedir. Böylece alacaklı borca ilişkin bütün taleplerini yeni borçluya karşı ileri sürebilir hale gelmektedir. Alacaklı, borçtan kurtulmuş olan eski borçluya karşı borcun herhangi bir talepte bulunamaz. Alacaklı, yeni borçlunun borcu ihlal etmesi, ortadan kaybolması, ödeme güçlüğü içine düşmesi veya diğer herhangi nedenlerden ötürü eski borçluya başvuramamaktadır.

TBK, eski borçlunun sahip olduğu, kişisel savunmalar hariç olmak üzere, üstlenilen borca ilişkin savunmaların yeni borçlu tarafından da ileri sürülebileceğini belirtmektedir.

Benzer olarak, borcun dış üstlenilmesi halinde alacaklının, borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki, bağlı hakları saklı kalmakta ve bunları yeni borçluya karşıda ileri sürebilmektedir.

Ancak borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişiler ve kefillerin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri halinde devam etmektedir. Buna göre en geç üstlenme anına kadar borcu teminat altına almak için taşınmaz rehini(ipotek) veya taşınır rehini veren kişi veya kefil borcun devrine onay vermemesi halinde bu teminatlar kendiliğinden düşmektedir.

Kanun böylelikle, rehin veren veya kefil olanların tanımadıkları birinin borcunu teminat altına alış olma ihtimallerinin önüne geçmiş olmaktadır.

Borca Katılma

TBK’nın 201’inci maddesi ile düzenlenen borca katılma, mevcut borçlunun yükümlülüğü devam etmek şartıyla, üçüncü bir kişinin alacaklı ile anlaşarak ilgili borçlu ile birlikte borçtan sorumlu hale gelmesidir.

Borca katılma sözleşmesi, alacaklı taraf ile borca katılan arasında yapılmakta ve borçlunun rızası aranmamaktadır. Bu anlaşma neticesinde borçlu ile katılan, alacaklıya karşı müteselsil borçlu hale gelmektedir. Böylelikle borcun dış üstlenilmesinden farklı olarak borçlunun sorumluluğu devam etmektedir.

Konu hakkında daha fazla bilgi almak için bize info@guzeloglu.legal adresinden ulaşabilirsiniz.