Boşandıktan Sonra: Anne-Babanın Çocukla Kişisel İlişki Kurması

Ana veya babanın çocuk üzerindeki velayet hakkını kaybetmiş olması onların çocukla kişisel ilişki kurmaktan yoksun kalacağı anlamına gelmemektedir. Nitekim gerek kanun tarafından gerekse de uluslararası birçok sözleşme tarafından ana ve babanın çocukla kişisel ilişki kurması bir hak olarak düzenlenmekte ve bu çerçevede korunmaktadır.
Ana-babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.maddesi tarafından korunmaktadır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 9.maddesi de çocuğun ana-babası ile birlikte yaşama hakkını düzenlemektedir. Maddeye göre ancak ve ancak ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmal edilmesi durumlarında ya da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgahının belirlenmesi amacıyla çocuk ve ana-babanın ayrı yaşamasına karar verilebilmektedir.

Avrupa Konseyi Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi

Türkiye’nin 2002 yılında imzaladığı, 2012 tarihinde Meclis Tarafından onaylanan ve aynı yıl yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi (“Sözleşme”), esas itibariyle çocukla kurulacak kişisel ilişkilere dair kararlara uygulanacak genel ilkeleri belirlenmesi, kişisel ilişkinin düzgün şekilde kullanılmasını ve kişisel ilişki süresinin sonunda çocuğun derhal geri dönmesini sağlamaya yönelik uygun koruma tedbirlerinin ve garantilerin tespit edilmesi amacıyla düzenlemiştir.

Sözleşme Kapsamında Çocuk ile Ana ve Babası Arasındaki İlişkilere Uygulanacak Genel İlkeler

Sözleşme, öncelikli olarak bir çocuk ile anasının ve babasının birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişki kurma ve bunu sürdürme haklarının olduğunu belirtmektedir.

Dikkat etmek gerekir ki, sözleşmenin ilgili maddesi sadece çocuğun sahibi olduğu ana ve babası ile ilişki kurma hakkını teminat altına almamakta, aynı zamanda ana babanın da çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkının olduğunu vurgulamaktadır.

Sözleşme, kişisel ilişki kurma hakkının ancak ve ancak çocuğun sadece yüksek yararının gerektirdiği takdirde, kısıtlanabileceğini ifade etmektedir.

Sözleşme öncelikli olarak çocuğun çıkarlarını korumayı amaçlamaktadır.

Bu nedenle sözleşme Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında kişisel ilişki kurma imkânı ya da diğer şekillerde ilişki kurma imkânı da öngörüleceğini ifade etmekte ve bu kapsamda üye devletlere gerekli düzenlemelerin yapılması adına yetki ve sorumluluk vermektedir.

Çocuğun Bilgilendirilme ve Görüşlerini İfade Etme Hakkı

Sözleşme, bir çocuğun kendi üstün yararlarına açıkça aykırı olmadığı sürece ilgili tüm bilgileri almak, danışılmak ve görüşlerini ifade etmek haklarına sahip olduğunu ifade etmektedir. Bu haklara sahip olabilmek için çocuğun iç hukuk uyarınca ayırt edebilme yeteneğini haiz olduğunu belirtmektedir. Ayrıca sözleşme bu hakkın havada kalmaması amaçlamaktadır. Buna göre sözleşme çocuğun söz konusu görüşleri ile anlaşılabilir istek ve duygularına gereken önemin verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

4721 sayılı Türk Medeni Kanun’u (“TMK”) ana ve babanın çocukla kişisel ilişki kurmasını 182.madde ile bir “hak” olarak düzenlenmektedir. Buna göre boşanma ve ayrılık kararından sonra ana ve babanın çocuk ile olan kişisel ilişkilerini hâkim, takdir yetkisini kullanarak düzenlemektedir. Hâkimin velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulacağını belirtmekte böylelikle tıpkı Sözleşmeler gibi her şeyden önce çocuğun çıkarlarının korunmasını amaçlamaktadır.

TMK ana ve babadan her birinin, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. Buna göre madde sadece velayeti kendisinden alınan ebeveyn için değil aynı zamanda velayetin ana-babada olduğu ancak çocuğun başkalarının himaye ve gözetimine bırakıldığı hallerde de uygulama alanı bulmaktadır.

Çocuk ile kurulacak kişisel ilişkinin sınırları yine kanun tarafından çizilmektedir. Buna göre ana ve babadan her biri çocuğun diğeri ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmak zorunda olduğu belirtilmektedir. Madde böylelikle uygulamada boşanmış olan eşlerin çocukları birbirlerine karşı kötüleme ve onları soğutma çabalarını önleme amacı gütmektedir.

Madde son olarak hangi hallerde kişisel ilişki talebenin reddedileceğini veya kişisel ilişki kurulması kararının iptal edileceğini belirtmektedir. Buna göre madde uyarınca kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi veya ananın ve babanın bu haklarını kullanırken diğer ebeveynin çocuk ile olan kişisel ilişkisini zedelemesi ve çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemesi veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmemesi ya da diğer önemli sebeplerin var olması hallerinde, kişisel ilişki kurma talebi reddedilebilmekte veya halihazırda kurulmasına hükmedilen kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilebilmektedir.

Uluslararası Aile Hukuku hakkında daha fazla bilgi almak için bize info@guzeloglu.legal adresinden ulaşabilirsiniz

Advertisements