Kripto Para Birimleri: Hukuk ve Vergi Özelinde Kısa bir Bakış

Abdülkadir Güzeloğlu & Tarık Kurban

Dünyadaki genel yasal eğilim kripto paraların yasal bir ödeme aracı olarak kabul edilmemesi buna karşın kripto paralarla gerçekleştirilen ödemelerin tamamıyla yasa dışı olarak da kabul edilmemesi yönündedir.

Birçok uzman tarafından finans hizmetlerinde yeni bir devir açtığı düşünülen kripto para birimlerine olan ilgi ülkemizde ve tüm dünyada her geçen gün hızlı bir şekilde artmaktadır.

Kripto para birimleri kullanıcılara, bankalara bağlı kalmaksızın büyük miktarlarda ödemelerin yapılması ve merkezi para kuruluşlarından bağımsızlığı sayesinde hızlı bir dolaşım ve takip edilemezlik vadetmektedir. Kripto para birimi borsalarında uluslararası spekülasyonların yoğun bir şekilde yapılması ve bunun engellenmesi adına herhangi bir kontrol mekanizmasının henüz kurulamamış olması bu para birimlerinin yüksek miktarda istikrarsızlık ihtiva etmesine sebep olmaktadır. Ancak kurumsal yatırımcıların kripto para piyasalarında söz sahibi olmalarıyla kripto para borsaları olgunluğa erişmekte, sıradan kullanıcılar arasında da hızlı bir şekilde yaygınlaşmakta ve finansal açıdan istikrara kavuşmaktadır

Kripto para birimleri ticaretinin ve kullanımının yaygınlaşması pratik sonuçların yanında birçok hukuki sorunu da beraberinde getirmektedir. Kanun koyucular hızla gelişmekte olan bu teknolojinin getirmekte olduğu problemlere çözüm üretme konusunda yavaş hareket etmektedirler. Buna rağmen toplumsal hayatın her alanını düzenleyen hukuk biliminin, bu yeni ve büyük potansiyeller barındıran alana müdahil olup düzenleyici fonksiyonunu ifa etmesi kaçınılmazdır.

İlk Kripto Para: Bitcoin’in Doğumu

Geliştirilen ilk sanal para birimi olan Bitcoin, kendisine “Satoshi Nakamoto” adını veren kişi veya kişiler tarafından 2008 yılının Kasım ayında tanıtılmış ancak Bitcoin ağının tam olarak fonksiyonelliğine kavuşması 3 Ocak 2009 tarihinde gerçekleşmiştir.

Bitcoin kayıt zinciri (blockchain), farklı adresler arasında yapılan işlemlerin kaydedildiği kayıtlardan (blocks) oluşmaktadır. Bütün kayıt zincirine internet üzerinden ulaşılabilmekte ve böylece arzu eden kişiler bunların üzerinde çalışabilmektedir. Her ne kadar her bit adresin ihtiva etmiş olduğu bitcoin miktarı görülebilir olsa da hangi adresin kim tarafından kontrol edildiğini öğrenmenin neredeyse imkansız oluşu sistemin anonim yapısını korumaktadır.

Bitcoinin fiziksel para birimlerine kıyasla sahip olduğu en önemli avantajlarından bir tanesi de, merkezi para birimi sistemlerinin aksine, daha fazla birim bitcoin piyasaya sürmek vasıtası ile bitcoinin karşılık geldiği değerin düşürülmesinin imkansız oluşu gösterilmektedir. Zira piyasada ancak ve ancak 21 milyon adet bitcoin olabilmektedir. Böylece fiziksel para birimlerini elinde tutan devletlerin zaman zaman başvurdukları bir yol olan piyasaya para basmak suretiyle gerçekleştirilen paranın değerinin düşürülmesi işlemi bitcoin için imkansızlık teşkil etmektedir.

Hukuki ve Vergisel Düzenlemeler

Kripto para birimlerinin ihtiva etmiş oldukları aşırı küresel nitelik ve herhangi bir otoriteye bağlı olmamaları kanun koyucuların bunlar hakkında yasal ve finansal düzenlemeler yapmasını zorlaştıran nedenler arasında gösterilmektedir.

Ülkelerin Kripto para birimleri hakkında yaptığı düzenlemeler  büyük farklılıklar arz etmektedir. Ancak dünyadaki genel yasal eğilim kripto paraların yasal bir ödeme aracı olmaması fakat kripto paralarla gerçekleştirilen ödemelerin yasa dışı olarak da kabul edilmemesi yönündedir. Buna rağmen henüz birçok ülke kripto paralar hakkında düzenleme yapmamıştır. Ekvator, Kırgızistan, Bangladeş ve Bolivya hükümetleri bitcoin ile yapılan her türlü işlemin yasa dışı olacağına ilişkin düzenlemeler getirmişlerdir.

Buna rağmen, kripto para birimlerine olan ilginin artması ile merkez bankalarının ve kanun koyucuların bu konuya olan yaklaşımları hızla değişmektedir. 2017 yılının başında Japon Devleti, bankacılık yasasında değişiklik yaparak bitcoini yasal para birimi olarak kabul etmiştir. Buna göre Japon Devletine olan borçlar bitcoinle ödenebildiği gibi ülke içinde kişilerin yaptığı kripto para ödemeleri de resmi kurumlar nezdinde yasal ödeme olarak kabul edilmektedir. Rusya Hükümetinin kara para aklama ve kaçakçılık suçları ile mücadele ve kripto para trafiğini daha rahat izlem altına alabilmek adına 2018 yılında kripto paraları yasal finansal araç olarak kabul edeceğini duyurması ise devletlerin kripto paraların yaygınlaşması ile birlikte ortaya çıkan sorunlar için çözüm arayışında olduklarını göstermektedir.

Türk Hukukunda Kripto Para ve Elektronik Para Ayrımı

Ödeme Ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri Ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun elektronik para terimini şu şekilde tanımlamaktadır;

Elektronik Para: Elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, elektronik olarak saklanan, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değeri ifade etmektedir.

Bu tanımın kripto paraları kapsayıp kapsamadığı tartışması süredururken BDDK konuya ilişkin açıklama yapmıştır. Buna göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 25.11.2013 tarihinde yapmış olduğu açıklama ile bitcoin ve benzeri diğer kripto paraların 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek tüketicileri uyarmıştır. Bitcoinin merkezi bir kurum ya da kuruluş tarafından piyasaya sürülmemesi ve piyasa dahilinde kontrolünün mümkün olmaması BDDK’nın bu yöndeki açıklamasının nedenleri arasında gösterilmektedir. Ayrıca kripto paraların karşılığı hakkında bir garanti verilmiyor oluşu da bunların, kanun kapsamı dışında tutulmasının nedenlerinden birisi olduğu ifade edilmektedir.

Bu açıklamalara göre Türk hukuk ve vergi mevzuatında kripto paralara ilişkin bir düzenleme henüz yapılmamıştır.

Kripto Paralar ve Gelir Vergisi

Kripto paraların ticareti ve madencilik faaliyeti sonucu üretiminden elde edilen değerlerin vergilendirilmesi sorunu birçok ülke tarafından henüz çözülememiştir. Amerika Birleşik Devletleri Gelirler İdaresi (İnternal Revenue Service) 2014 yılında yayınlamış olduğu bir kılavuzda  Kripto Paraların, Milli Gelirler Yasası (Internal Revenue Code) dahilinde “Mal Varlığı” olarak kabul edildiğini ve gerekli vergilendirmenin bu çerçevede yapılması gerektiğini duyurmuştur. Bu kılavuz uyarınca ABD dahilinde kripto para işlemlerinden elde edilen gelirler gelir vergisine, sermaye kazançları vergisine ve istihdam vergisine konu olmaktadır. Ayrıca kripto para madenciliği yapan kişilerin elde ettikleri kripto paranın market değeri üzerinden hesaplanacak olan değer ve aynı doğrultuda çalışanların kripto para ile maaş almaları halinde bunun karşıladığı değer miktarı gelir vergisine, istihdam vergisine ve buna ilişkin diğer vergilere konu olmaktadır.

İngiltere’de de kripto paralara ilişkin benzer bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre kripto paraları bir ödeme biçimi olarak kabul eden şirketlerden gelir ve şirket vergileri kripto paralar üzerinden de alınmaktadır. Ayrıca, kripto paraların yatırım amacı ile alınıp satılması sonrasında elde edilen kar gelir vergisine konu olmaktadır.

Türk vergi mevzuatında, kripto paraların sınıflandırmasının yapılmamış olması alım ve satım işlemleri sonucu elde edilen gelirden hangi şartlar uyarınca vergi alınacağının tespitini zorlaştırmaktadır. Yürürlükte olan Gelir Vergisi Kanunu uyarınca gelir türleri açık bir şekilde tanımlanmıştır. Buna göre;

  • Ticari kazançlar
  • Zirai kazançlar
  • Ücretler
  • Serbest meslek kazançları
  • Gayrimenkul sermaye iratları
  • Menkul sermaye iratları
  • Diğer kazanç ve iratlar gelir vergisine konu olmaktadır.

Burada yer alan diğer ve kazanç ve iratların içeriği değer Artışı Kazançları ve Arızi Kazançlardan oluşmaktadır. Bir kısım görüş uyarınca kripto paralardan elde edilen gelirler değer artış kazancı olarak değerlendirilmeli ve böylece vergilendirmenin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak gelir vergisi kanununda hangi mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların değer artış kazancı olarak sınıflandırılacağı da açıklanmaktadır. Buna göre Gelir Vergisi Kanunu’nun 80. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ifade değer artış kazançlarını şu şekilde tanımlamaktadır;

İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, değer artış kazancıdır.

Mezkûr maddede bulunan unsurlardan hiç birisi esas itibariyle kripto paraların değer kazanması sayesinde elde edilen karşılığı vergilendirmeye yetmemektedir.

Çünkü Gelir İdaresi Başkanlığı, tıpkı IRS’in yapmış olduğu gibi, Kripto Paraların nasıl sınıflandırılacağına ilişkin bir açıklama yapmadıkça kripto paranın menkul kıymet veya sermaye piyasası aracı olarak kabul edilmesi imkan dahilinde gözükmemektedir. Yukarıda da anlatıldığı gibi bu sorun IRS tarafından, kripto paraların mal varlığı sınıfına sokulması suretiyle aşılmaktadır. Kripto paraların bir ödeme aracı olarak kullanılması halinde ise vergilendirme, kripto paranın o andaki dolar karşılığı üzerinden yapılmaktadır.

Bu durumda Kripto Paraların ticareti neticesinde elde edilecek gelirin vergilendirilmesi mümkün gözükmemektedir. Ancak belirtmek gerekirki bu işin ticari amaçlarla ve süreklilik teşkil edecek şekilde yapılması halinde elde edilen kazanç her şekilde vergiye tabi olmaktadır. Zira Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. Maddesi uyarınca Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç sayılmaktadır ve buna göre vergilendirilmektedir.

Gelir vergisi açısından ortaya çıkan bir başka husus ise Kripto Paraların “madencilik” yöntemiyle elde edilmesi sonucunda ortaya çıkan değerin nasıl vergilendirileceğidir. Mevcut mevzuat uyarınca kripto paralar üzerinden vergi kesilememektedir. Ancak kripto paraların geleneksel para birimlerine dönüştürülmesi neticesinde ortaya çıkan değerin yıllık belli bir miktarın üzerinde olması durumunda maliye bu paranın kaynağını araştıracak ve eğer tatminkâr bir cevap alamaz ise vergilendirmeyi varsayılan değer kazancına uygulanan oran üzerinden yapacaktır. Ancak Türk hukuk ve vergi mevzuatında kripto paralara ilişkin bir düzenlemenin olmaması nedeni ile bu konulara ilişkin hukuki bilinmezlik devam etmektedir.

Katma Değer Vergisi

Kripto paralara katma değer vergisinin uygulanması sorunu karşımıza çıkan bir başka husustur. Dünyadaki uygulamalara baktığımız zaman Avustralya Vergi Ofisi Kripto Paraların kullanıldığı mal ve hizmet alışverişlerini basit takas işlemi olarak sınıflandırmakta ve bunun üzerinden geleneksel trampa işlemlerine uygulanan %10’luk Katma Değer Vergisi kesilmektedir. Buna benzer bir yaklaşım Singapur Cumhuriyeti Hükümeti tarafından da benimsenmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. Maddesi bu verginin konusunu teşkil eden işlemleri saymaktadır. Buna göre ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı ve diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusunu oluşturmaktadır. Ancak Kripto paralar ile yapılan ödemeler Türk hukuk sistemi uyarınca ispat gücünü haiz ödemeler olarak sınıflandırılamamaktadır. Zira kripto para ile ödemenin yapılabilmesi için öncelikle kripto paranın bir hak ihtiva ettiğinin hukuk sistemince kabul edilmesi gerekmektedir. Kripto paraların ihtiva ettiği hakkın hukuk sistemimiz tarafından sınıflandırmasının yapılmamış olmaması sebebiyle kripto parayı resmi bir para birimi veya mal varlığı olarak kabul etmemiz imkansız olarak gözükmektedir. Bu durumda kripto para karşılığı alınan mal veya hizmet esas itibariyle trampa işlemi yahut para ile alım-satım işlemi olarak nitelendirilememektedir. Bu durumda kripto para karşılığında yapılmış olan işlemi katma değer vergisine konu etmek imkânsız olmaktadır.

Kripto Para İle Yapılan Ödemelerin Hukuki Mahiyeti

Burada ifade etmek gerekir ki, hukuk düzenimizde kripto paralar ile yapılan ödemelerin yasal merciler önünde ispatlanması hususu ayrı bir zorluk teşkil etmektedir. Zira yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere hukuk düzenimizde kripto paranın hangi hakları ihtiva ettiğine dair bir sınıflandırma yapılmamaktadır. Kripto para resmi olarak bir para birimi olarak kabul edilmemektedir. Aynı şekilde kripto paranın bir mal varlığı değeri olduğunun resmi makamlar tarafından tespit edilmemesi dolayısıyla kripto parayı mal varlığı değeri olarak da tanımlanamamaktadır. Burada karşımıza çıkan en önemli sorun, kripto para ile ödeme alan bir kişinin daha sonra ödeme almadığını iddia ederek icra takibi başlatması olasılığında kripto para ile ödeme yapan kişinin bu ödemeyi ispatlaması noktasıdır. Zira hukuk sistemimiz kripto para ile yapılan ödemeyi aslen bir “ödeme” olarak kabul etmemektedir. Bunun nedeni kripto paranın hukuk sistemi nezdinde herhangi bir hak ihtiva etmiyor oluşu gösterilmektedir.

Advertisements