Milletlerarası Akit Taraflarının Sözleşme Öncesi Yükümlülükleri

Abdülkadir Güzeloğlu & Tarık Kurban
Milletlerarası ticari sözleşmeler ihtiva ettikleri yoğun risk elementleri nedeniyle tarafların süreci ihtiyatlı şekilde yönetmelerini gerektiren bir sahadır. Bu nedenle milletlerarası anlaşmalar ve iç hukuk düzenlemeleri tarafından milletlerarası akit tarafları, sözleşme henüz inşa aşamasında iken iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde birtakım sorumluluklara riayet etmekle yükümlü tutulmaktadırlar.
Sözleşme öncesi yükümlülükler, hedeflenen sözleşme kurulsa da kurulmasa da tarafların müzakereye girişmeleri ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Türk hukukunda, sözleşme öncesi sorumluluğu düzenleyen “doğrudan” bir maddenin varlığından söz edilemese de Türk Medeni Kanunu tarafından düzenlenmekte olan iyi niyet ve dürüstlük kuralları tarafların sözleşmenin müzakere sürecindeki yükümlülüklerinin belirlenmesinin dayanak noktasını teşkil etmektedir.
Milletlerarası ticaret hukukundaki genel eğilime baktığımız zaman, müzakere sürecinde tarafların yükümlülüklerinin şunlar olduğu söylenebilmektedir;

1. Müzakereleri İyi Niyetle Yürütme Yükümlülüğü

Hemen hemen bütün hukuk sistemlerinde düzenlenmiş olan ve her türlü sözleşme ilişkisinde kabul edilen bir evrensel ilke olarak “İyiniyet” kuralı milletlerarası ticaret alanının somut şartlarına uyum sağlayabilmesi ve hüküm yokluğunda dahi hakkaniyeti yerine getirebilmesi sayesinde, her geçen gün daha fazla sözleşme tarafından uygulanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da milletlerarası ticaret ilişkilerinde iyi niyet prensibinin taraflara müdahale alanı iç hukuk düzenlemelerine göre daha geniş olmaktadır.

İyi niyet prensibi, iyi niyetli ve dürüst bir kişinin makul beklentisinin korunmasını, hukuki çıkarının dikkate alınmasını gerektirmektedir. Bu noktada öğretideki birtakım yazarlar sözleşme müzakerelerinde iyi niyetin veya tarafların ortak amaçlarına uygun biçimde davranıp davranmadığının tespitinde, sübjektif iyi niyet (subjective honesty) ve objektif mantıksallık (objecktive rationality) unsurlarının referans noktası olarak dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedirler. Buna göre tarafların müzakereleri iyi niyetle yürütme yükümlülüklerini ihlal edip etmedikleri tespiti somut olay verilerine göre tespit edilmeye çalışılmaktadır.

Müzakere tarafları müzakere sürecine geçmekle birlikte, sözleşmenin kurulabilmesi amacıyla müzakere etmeyi ve bu müzakereyi bir anlaşma ile nihayetlendirecek ciddiyetle sürdürme taahhüdünde bulunmaktadırlar. Bu taahhüdün kapsamı, yukarıda da belirtildiği gibi, somut olayın özellikleri dahilinde hakkaniyet, dürüstlük ve doğruluk kuralları çerçevesinde belirlenmektedir.

Bu taahhüt kapsamında taraflar, olumlu davranış yükümlülükleri yerine “kötü niyet” veya “mantıksızlık” sonuçları doğurabilecek fiillerde bulunmamayı yüklenmektelerdir. Bunlara örnek olarak uygun olmayan taktikler kullanmamak, mantıksız öneriler sunmamak, açıklanmaması gereken hususları açıklamamak, başkalarıyla müzakereye girişmemek, müzakereleri kesmemek veya terk etmemek gibi yükümlülükler gösterilebilmektedir.

Milletlerarası Metinlerde Müzakere Aşamasında İyi Niyet Düzenlemeleri

1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın (United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods) (Viyana Satım Sözleşmesi) 7.maddesi sözleşme kapsamında iyi niyet kuralını düzenlemektedir:

“Anlaşmanın yorumlanmasında anlaşmanın milletlerarası niteliğinin dikkate alınacağı gibi yeknesak uygulanmasını teşviki ve milletlerarası ticarette dürüstlük kuralının korunmasının gereği de gözetilir.” 

Bu hüküm dahlinde iyi niyet prensibinin sadece sözleşmenin hükümlerinin yorumlanması sırasında mı uygulanacağı yoksa bu hükümle birlikte sözleşme taraflarına iyi niyetle davranma yükümlülüğünün getirildiğinin tartışma doktrin tarafından yapılmaktadır. Hâkim olan görüş ve bu hüküm üzerinden verilmiş olan kararlar uyarınca denilebilir ki hüküm  sözleşme öncesi, sözleşme sırası ve sözleşme sonrası aşamalarda uygulanmaktadır.

UNIDROIT Prensipleri (UNIDROIT Principles) (“Prensipler”) madde 1.7 uyarınca her bir tarafın milletlerarası ticarette iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun hareket edeceğini ve tarafların bu yükümlülüğü sınırlayamayacağı veya dışlayamayacağı kabul edilmektedir. Bu hükümle birlikte Prensiplerin uygulanması sırasında tarafların sözleşme özgürlüğü korunmakla birlikte hukukun temel prensipleri çerçevesinde taraf çıkarlarının azami korunması gerçekleşmektedir.
UNIDROIT Prensipleri madde 2.15(2) hükmünde yalnızca sözleşenin ifası aşamasına gelindiğinde değil, müzakere aşaması sırasında da taraflara iyi niyetle hareket etme yükümlülüğü yüklemekte ve kötü niyetli olarak müzakereyi kesen tarafın karşı tarafın bu yüzden uğramış olduğu zararları tazmin etmesini öngörmektedir.

Avrupa Sözleşmeler Hukuku Prensipleri (“ASHP”) (“The Principles Of European Contract Law”) madde 1:106’da da tıpkı Viyana Satım Sözleşmesinde olduğu gibi, Prensiplerin yorumlanmasında iyi niyet ve adil ticaretin teşvik edilmesi gerekliliğine ve uygulamanın yeknesaklığına vurgu yapılmaktadır.

Genel olarak iyi niyet yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilen haller şunlardır.

a. Müzakereyi Geri Çevirmek

b. Sözleşme Kurma Niyeti Olmaksızın Müzakereye Girişmek ve Müzakereyi Sürdürmek

c. Mantıksız Öneriler Sunmak

d. Uygun Olmayan Müzakere Taktikleri Kullanmak

e. Paralel Müzakerelere Girişmek

f. Müzakereyi Terk Etmek veya Yarıda Kesmek

2.  Karşı Tarafı Aydınlatma ve Bilgilendirme Yükümlülüğü

Aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğü, müzakere sürecinde tarafların müzakerenin kaderiyle ilgili hususları birbirlerine tam ve doğru açıklamaları önem arz eden hususları karşı tarafa bildirmelerini gerektiren bir yükümlülüktür.
3. Gizlilik Yükümlülüğü                 

Taraflar müzakereler sırasında karşı tarafa müzakere etmedikleri taktirde ulaşamayacakları bilgileri müzakere kapsamında açıklayabilmektedirler. Gizlilik yükümlülüğü tarafların müzakereler esnasında öğrendikleri bilgilerimüzakereden sonraki aşamalarda herhangi bir amaç için kullanmamak veya açıklamamak sorumluluğunu kapsamaktadır.

4. Koruma / Özen Yükümlülüğü

Müzakere sürecinde tarafların birbirlerine karşı koruma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük tarafların edim menfaatleri dışında kalan kişilik ve mal varlığı değerlerini kapsamaktadır. Buna göre taraflar, karşı tarafın ayni hakları, yaşam, sağlık vücut bütünlüğü ve diğer kişilik haklarını korumakla yükümlüdür.

Uluslararası Ticaret ve Şirketler Hukuku alanlarında daha fazla bilgi almak ve her türlü sorunuzu iletmek için bize info@guzeloglu.legal adresinden ulaşabilirsiniz.

Advertisements