Tahkim Anlaşması

Abdülkadir Güzeloğlu & Tarık Kurban

Tahkim Anlaşması, kişiler arasında ortaya çıkmış veya çıkabilecek olan anlaşmazlıkların, olağan devlet yargısı yerine, hakemler tarafından çözülmesi amacıyla taraflar arasında yapılan anlaşmayı ifade etmektedir. Tarafların tahkim yoluna müracaat edebilmeleri için aralarında bir tahkim anlaşmasının bulunması gerekmektedir. Bu nedenden ötürü tahkim yoluna başvurabilmenin “olmazsa olmaz” (conditio sine qua non) koşulu, taraflar arasında bir tahkim anlaşmasının var olmasıdır.

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde tahkim anlaşmasının tanımı yapılmaktadır. Bu tanıma göre “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır.”

Bu tanımın, 1958 tarihli New York Sözleşmesi’nin Ⅱ(1) maddesi dikkate alınarak yapılmış olduğu görülmektedir.

Yukarıdaki tanım uyarınca tahkim anlaşmasının konusu, sözleşmeden kaynaklı bir uyuşmazlık olabileceği gibi, sözleşme dışı bir ilişkiden kaynaklanmış olan uyuşmazlıklar da olabilmektedir. Bu açıdan tarafların tahkime götürmek istedikleri uyuşmazlık, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmış olan bir uyuşmazlık olsa dahi taraflar bir tahkim anlaşması yaparak, uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesini kararlaştırabilmektedirler. Burada önem arz eden husus, uyuşmazlığın tahkime elverişli olması şartıdır.

Milletlerarası Tahkim Kanunu’nda yapılmış olan tanıma göre, tahkim anlaşmasının konusunu halihazırda doğmuş olan bir uyuşmazlık yada henüz doğmamış fakat doğabilecek bir uyuşmazlık oluşturabilmektedir.

Yine Milletlerarası Tahkim Kanunu, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların tümünün veya bazısının tahkim yolu ile çözümlenebileceğini öngörmektedir. Bu durumda tahkim anlaşması kapsamı dışında kalan uyuşmazlıklar, olağan yargı yoluna göre çözüme kavuşturulmaktadır.

Tahkim Sözleşmesi ve Tahkim şartı

Tahkim anlaşması, uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümleneceği hususundaki taraf iradesini beyan eden bir sözleşme ile yapılabilmektedir. Tahkim sözleşmesi, uyuşmazlığın tarafları arasındaki anlaşmayı ifade ettiğinden, hakem sözleşmesinden farklılık arz etmektedir. Nitekim hakem sözleşmesi, taraflarla hakemler arasında hakemlik ücreti ve diğer koşullara ilişkin olarak yapılan sözleşmeyi ifade etmektedir.

Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca “tahkim anlaşması, asıl sözleşmeye konulan tahkim şartı veya ayrı bir sözleşme ile yapılabilir”. Bu sebeple, tarafların bağımsız bir tahkim sözleşmesi yapmak yerine, aralarındaki ilişkiyi düzenleyen (ana) sözleşmeye madde eklemek suretiyle de, uyuşmazlıkların tahkim ile çözümlenmesi hususunda anlaşmaları mümkündür. Sözleşmeye konulan tahkime ilişkin hükümler, “tahkim şartı” olarak ifade edilmektedir.

Tarafların, aralarındaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi anlaşmasını dava açıldıktan sonra da yapmaları mümkündür. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne göre “yargılama sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları halinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilir.” Buna göre, yargılamanın herhangi bir aşamasında taraflarca tahkim anlaşması yapılması durumunda mahkeme davaya bakmaktan vazgeçmekte ve uyuşmazlık tahkim yolu ile çözümlenmektedir.

Tahkim İradesi

Uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması, tahkim sözleşmesinin kurucu unsurlarından bir tanesidir. Bu irade açıklamasının geçerliliğinden bahsedebilmek için kesin bir şekilde, yazılı olarak ve herhangi bir karışıklığa yer vermeyecek açıklıkta yapılması gerekmektedir.

Geçerli bir tahkim şartı veya sözleşmesinden bahsedebilmek için, hangi uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözüleceğine dair taraf iradelerinin de anlaşılabilir olması gerekmektedir. Ancak belirli bir uyuşmazlık hakkında tahkim sözleşmesi yapılabilmektedir. Bundan dolayı tahkim iradelerinin belirli olması, tarafların hangi konulardaki uyuşmazlıkları hakeme götürdüklerini biliyor olmalarını gerektirmektedir. Buna göre, belli bir ilişkiye atıf yapmadan, belli birkaç uyuşmazlığı işaret etmeden yapılan “aramızda doğacak bütün anlaşmazlıklar tahkim yolu ile çözümlenecektir” şeklinde bir tahkim anlaşması herhangi bir geçerlilik ifade etmemektedir.

Burada belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki ilişkinin belirli olması şartı, uyuşmazlığın belirli olması anlamına gelmemektedir. Nitekim tarafların aralarında henüz doğmamış bir uyuşmazlığı belirleyip buna ilişkin tahkim şartı yazmaları mümkün değildir. Kanunun tarafların hangi mevcut hukuki ilişki çerçevesinde doğabilecek hususlar hakkında tahkim anlaşması yapmış olduklarını belirtmelerini istemektedir.

Tahkim Anlaşmasının İçeriği

Milletlerarası Tahkim Kanunu, tahkim anlaşmasının geçerli olması için herhangi bir unsurun bulunmasını şart koşmamaktadır. Tarafların tahkime yönelik irade açıklamaları su götürmez şekilde açık olduğu sürece, içerik itibariyle geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığından söz edilebilmektedir. Bununla birlikte, tarafların tahkimle ilgili kendileri açısından önem taşıyan ayrıntılara tahkim anlaşmasında yer vermeleri ve bu konuları açıklığa kavuşturmaları tahkim yolu ile amaçlanan tatminin temini için önem arz etmektedir. Bu amaçla, tahkim anlaşmasında tahkim yeri, hangi tahkim kurumunun kurallarının uygulanacağı, yargılama dili, hakem sayısı, hakemlerin nasıl belirleneceği gibi konuların belirlenmiş olması yararlı olmaktadır.

Tahkim Anlaşmasına Uygulanacak Hukuk

Tahkim anlaşmasına hangi hukukun uygulanacağı hususu, Milletlerarası Tahkim Kanunu’un 4(3) maddesi ile düzenlenmektedir. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun öngörmüş olduğu düzenlemeye göre, öncelikli olarak tarafların tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin seçtikleri hukuk uygulanmakta, taraflar hukuk seçiminde bulunmadılar ise Türk Hukuku uygulanmaktadır. Belirtmek gerekir ki, hukuk seçimi yapılmaması durumunda tahkim anlaşmasına Türk hukuku uygulanırken kanunlar ihtilafı kuralları dikkate alınmamaktadır. Bu husus kanun hükmünün lafzından açıkça anlaşılmaktadır.

Tahkim Şartının Asıl Sözleşmeden Bağımsızlığı İlkesi

Asıl sözleşmenin içerisinde yer alan tahkim şartının, asıl sözleşmeye karşı bulunulan geçersizlik iddialarından nasıl etkileneceği konusu tahkim şartının geçerliliğini doğrudan etkileyeceği için önem arz etmektedir. Zira uyuşmazlığı tahkime götürmek istemeyen taraf diğer iddialarının yanında sözleşmenin geçersizliğini de ileri sürmesi, uyuşmazlığın tahkim yerine mahkemelerde çözümlenmesine neden olabilmektedir. Bu ise tahkim anlaşması ile elde edilmek istenen pratik sonucun önüne geçmektedir. Bunu engellemek için hukuk sistemleri tahkim şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığı ilkesini benimsemektedirler. Buna binaen, asıl sözleşme ile ilgili geçerlilik iddiaları yine hakemler tarafından karara bağlanmaktadır. Bu prensip Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesi ile hukukumuz tarafından da benimsenmiştir.

Özet olarak belirtmek gerekirse, tahkim şartının geçerliliği, esas sözleşmenin geçerliliğine bağlı değildir ve asıl sözleşmenin geçersiz olmasından etkilenmemektedir.

Tahkim Anlaşmasının Şekli

Tahkim anlaşmasının şekli, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. madde hükmü tarafından düzenlenmektedir. New York Sözleşmesi’nin Ⅱ(1) maddesi ile aynı geçerlilik şartını öngörmekte olan söz konusu madde, tahkim anlaşmasının geçerliliğini “yazılı şekil şartına” bağlamaktadır. Bu maddeye göre “Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması” yapılmış sayılmaktadır.

Tahkim Anlaşmasının İcrası ve Tahkim İtirazı

Geçerli bir tahkim anlaşması taraflara iki temel hak sağlamaktadır. Bunlardan ilki tarafların, uyuşmazlık iddialarını yetkilendirilen tahkim kurumuna taşıyabilme hakkı; ikincisi ise taraflardan birinin genel mahkemelerde tahkim edilmesi gereken bir uyuşmazlığı dava konusu yapması üzerine yapılabilecek olan tahkim ilk itirazı hakkıdır.

Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 5. maddesi “Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder.” hükmüyle bu hususu düzenlemektedir.

Burada değinilmesi gereken bir başka sorun, mahkemenin ileri sürülen tahkim anlaşmasının geçerli bir tahkim anlaşması olup olmadığını inceleme yetkisine ilişkindir.

Doktrin ve içtihatlarda yer alan ağırlıklı görüşe göre, mahkeme, tahkim anlaşmasının varlığını araştırırken söz konusu tahkim anlaşmasının geçerli olup olmadığının incelemesini re’sen yapmalıdır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan “tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder” ifadesi bu görüşe dayanak yapılmaktadır. Zira Kanun’da yer verilmiş olan “tahkim itirazının kabulü halinde” ifadesi, varlığı iddia edilen tahkim anlaşmasının kabul edilebilir bir geçerlilikte olmasını aramaktadır.

Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca tahkim şartının geçerliliği genel mahkemeler tarafından denetlenebilmektedir. Bu maddeye göre hakemlerin tahkim anlaşmasının geçerliliğine yönelik verdikleri kararlar iptal davasına konu edilebilmektedir. Tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin bir mahkeme kararının tahkim yargılamasını engellemesi ile, geçerli olmayan bir tahkim yargılaması yüzünden uğranılacak zaman ve para kaybını da engellemektedir.

Tahki

Advertisements